9 Haziran 2014 Pazartesi

Yeni Nesil Otomobillerin Götürdükleri

Eskiden otomobil kullanmanın bir standardı vardı. Eskiden büyüklerimiz özellikle bugünlerde klasik otomobil diye bildiğimiz otomobillere öyle yakışırlardı ve koltuğu öyle doldururlardı ki sanki hayatın en önemli işini yapıyor gibi algılardık onları.

Şimdi ise gençlerin çok farklı bir tarzı var. Tarz demek ne kadar doğru bilmiyorum çünkü aslında hepsini topladığımızda bir karaktere oturmuyor. Otomobildeki çeşitlilikten midir sunulan ileri teknolojiden midir bilemem ama şu an araba sürüş teknikleri olarak ve trafik seyri açısından gerçekten çok farklılar.

Tabi özentiye de bir yerde değinmek lazım. Otomobil ve hız ile ilgili filmlerde ve bazı dizilerin sahnelerinde görülen olaylar gençliğin dünyasına kopyalanıyor ve gençlik bunu yaratıcılığıyla çok farklı boyutlara taşıyabiliyor.




2000 li yılların başlarından itibaren gelişen bu yeni nesil ile eski ile olan farklar öylesine bariz ki nesiller birbirini anlamakta oldukça zorlanıyorlar. Bir nevi evrimleşen sürücüler ile klasik tarz arasında iki farklı ekol oluştu. Belki de her zaman bir değeri olan klasik otomobillerin artık her zamankinden daha fazla değerli olmasının ve hatta zirve yapmasının nedeni bu kopuştur, bu eskiye özlemdir.





Şu bir gerçek ki iletişimde olduğu gibi otomotiv sektörü kendini son 15 yıl içerisinde çok fazla geliştirdi. Mesela bir on beş sene önceki otomobil reklamlarını internet ortamında aratıp bulsanız ve o otomobildeki özelliklerin ne kadar da ciddiyetle övüldüğünü okusanız mutlaka yüzünüzde hafif bir tebessüm olacaktır. Doğal olarak da şartlar insanları da değiştiriyor ve trafik algısını ve sürüş tekniklerini.

Artık park etmek mesele olmaktan çıkıyor. Şerit değiştirmek hatta vites değiştirmek bir sorun değil özellikle yeni sürücüler için. Camlar tek dokunuş, kış aylarında ısınma, yaz aylarında serinleme şahane. Bu saydıklarımı bir de çok daha eski otomobilleri sürenler için düşünsenize...

Ancak şu kadarı var ki otomobiller elektronik ve diğer açılardan geliştikçe diğer bir ifadeyle otomobilin yeteneği arttıkça insanoğlunun yeteneğinin körelme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını da unutmamak gerek. Hatırlayın 90 lı yıllarda insanlar en azından en yakınlarının telefon numaralarını ezbere bilirlerdi, bazıları işi abartıp neredeyse herkesin numarasını bilirdi. Şimdi bu örneği otomobillere uygulayacak olursak eskiden otomobil kullananlar belki uyum süreci sıkıntılı olsa da yeni tarz otomobillere alışabilirler bu çok zor değil. Ancak aynı şeyi tersi için söylemek çok kolay değil maalesef. Yeni model otomobillerde her türlü imkanlardan yararlanarak kendine göre bir sürüş tarzı geliştiren yeni nesilin altında eski model bir araba geçtiğinde nasıl bir sürüş gerçekleştirebileceği tartışılabilir. Bir nevi attan inip eşeğe binme meselesi gibi. Sert direksiyonlar, debriyaj pedalı ve vites konsüllerindeki farklılık, otomobillerin motor ve yol sesleri, süspansiyon sistemlerinin sağladığı konfor farkı, ses sistemleri, ısınma ve serinleme farklılıkları, yokuş alma ve fren sistemi ile durma mesafesi vs. bir çok farklılığı burada sayabiliriz.

Otomatik vites nedeniyle kullanılmayan sol ayağın debriyaja alışması hiç te kolay değil. Otomatik kilit sisteminin olmaması kaç kişinin zoruna gider kim bilir. Belki de sürücülerin yarısı otomobilini kilitlemeyi bile unutur.

Tabi önümüzde teknolojinin geri gitmesi diye bir şey söz konusu değil. Belki şu an bahsettiğimiz fark ilerleyen yıllarda daha da açılacak ama insanoğlu bu yeni durumlara da ayak uydurmayı bir şekilde başaracaktır.

Yine de eskileri hatırlamak ve geleneği korumak güzel bir şey. Hayatta yapmanız gerekenler listesine bir klasik otomobil kullanmak maddesini de eklemenizi şiddetle tavsiye ederim.

0 yorum :

Yorum Gönder

Site İstatistikleri